İzleyiciler

22 Kasım 2019 Cuma

Tıp İsteyen Öğrencilere

Şu tıp fakültesi nedir! Var mı kampüste eşi?
En zeki çocukların yükleniyor dördü beşi,
-Kapıdan yol bularak geçmek için ön sıraya-
Kaçı defteriyle sarılmış ufak bir kenara.
Ne umutsuzca tehaşşüd ki akıllar kapalı!
Nerde -gösterdiği azmiyle- "bu:tıp okumalı!"
Dedirir - uykusuz gözlerle öğrenci kümesi,
Varsa gelmiş, içilmiş çayları yâhud kahvesi!

Uzatanlar, yeni gelen tüm tıpçı öğrenciler,
Dinliyor dersleri, tufan gibi mahşer mahşer.
Tenyaları anlatıyor da parazitoloji
Öncesinde gelmeli: mikrobiyoloji!
Konular başka,  lisanlar, içerik rengarenk;
Sade bir hadise var ortada; zorluklar denk.
Kimi hücre, kimi doku kimi bilmem ne belâ...
Hani, beyine de zulümdür bu istilâ!
Ah o ikinci sınıf yok mu, o mahlûk-i asîl,
Ne kadar gözdesi tıpçı varsa, hakkıyla sefîl,
Kustu anatomi aylarca durup tıpçısına;
Döktü içindeki zorluğu zulmedercesine.
Sorular çıkmasa hâlâ bize âfetti etüt...
Geçme kalma denilen, zorlu, anlamsız o büt.
Sınavda kalınsa da bulunur elbet sebep,
Öyle fazla ki: Eder her biri bir yüklü merkep.

Öteden üst dönemler sildiriyor âfâkı;
Beriden çömezler hatırlatıyor a'mâkı;
Soru şimşekleri hocadan gelip her siperin;
Sönüyor beyninin üstünde o öğrencinin.
Tekrarda olan ümitsiz gibi onlarca kalan,
Kalanların umudu yıktığı: yüzbinlerce an.
Gençliğinizi almakta, yaşlandırıyor bu yer;
O ne müthiş okuldur; savrulur öğrenciler...
Depresyon, anksiyete veyahut huzursuz bacak,
Giderler psikiyatristlere, sağnak sağnak.
Anlatıyor hoca olmuş akademisyenler,
Anlaşılmayan konular, alevden dersler.
Dolduruyor gereksiz, bağrı yanık sinelere,
Bağrı yanık sine sahibi öğrencilere.
Lablarda hep bırakacağını söyleyenler,
Okul uzatanlar bu tehdîde ancak güler!
Ne merhamet ister ne de kolaylık hocadan;
Durur mu kurtlar içinde kükreyen aslan?
Hangi kuvvettir onları edecek kahrına râm?
Çünkü umursamazlık o metin istihkâm.

Gelip geçicidir, fakültedeki seneler,
Hekim olmaya tevkif edemez bütler, finaller.
Bu gençlerdir doktorluğun ebedi serhaddi;
Dekan "Asli vazifendir, onu çiğnetme." dedi.
Doktorluk nesli.. Diyordum ya... Nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi görevini, çiğnetmeyecek.

Sarsılmış gövdesi, bir baksana, dağılmışlar...
Komite olmazsa, bu kadar çalışmaz başlar,
Yorulmuş sınavın ardından, uzanmış yatıyor,
Bir sınav uğruna, ya Rab kaç öğrenci kalıyor?
Ey tıp için yıllarını heder etmiş gençler!
Geçmişten gençliğin gelip öpse elini değer.
Ne saygınsın ki bilgin susturuyor milleti...
Aşret ağaları ancak, bu kadar şanlı idi!
Sana kısa gelmeyecek ömrü kimler yazsın?
"Sıkıştıralım altı yılı" desem sığmazsın.
Baraj baraj geçtiğin derslere yetmez o kitab
Seni ancak mezuniyet eder istiab.
"Tıp Fakültem" diyerek okulu diksen başına;
Ruhunun özünü duysan da eklesen aşına;
Sonra notlarını alsan da, ridâ namiyle,
Cahilliklerini örtsen bütün ecramiyle;
Guyton ve Ganong kitaplarını yapsan da taban,
Bir bütün fizyolojiyi ezberlesen oradan;
Ve Lippincott altında, biyokimyana,
Uzanırken, patolojiyi getirsen yanına,
Ordinalyüs gibi üç dalda otörlük yapsan;
Gündüz vaktinde konferanslarda ders yapsan;
Tüllenen geceyi, makaleyle sarsan yarana...
Yine bir şey okudum diyemezsin etrafına.

Sen ki, çabalarınla zorlayarak tüm azmini,
Türkiye'nin en zor denilen fakültesini,
Kazandığın gibi başarına ettin hayran...
Sen ki, çevreni sarmışken korku ve heyecan,
O sınav anını göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, öğrenci kartında yazar fakülte adın;
Sen ki, yıl uzatsan da bitireceksin.. Heyhat,
Sana uğramaz işsizlik, seni almaz bu feryat...

Ey şehit olmuş doktor, isteme benden makber,
Öldürüldükçe sen mezardır bu hastaneler.

Mehmet Akif Ersoy ve tüm şehitlerimizi saygıyla anıyor ve özür diliyorum... 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder