İzleyiciler

30 Aralık 2019 Pazartesi

Yıldırmadı Okul Beni

Yıldırmadı okul beni
Her dönem yıl uzattım,
Uzun, sıkıcıydı notlar,
Hep sınav, hep dersler,
Hep paramparça...
On yıla yakın zamanda
Çalıştım, çift dikiş attım
Yıldırmadı okul beni


Ahmet Arif'ten özür dileyerek..

17 Aralık 2019 Salı

Sınav Şimdi

Soruya,
Soruya bakar gözlerim,
Korkulu düşmana.
Derste uykulu,
Dalgın,
Kaldığı yıllara karşın;
Hep kırgın,
Yıl benim, düş benim,
Geçenlere ne?
Hadi çöz
Sınav şimdi...

Yurtta aç,
Evimden uzak,
Cahil ve korkak
Gelip girmişsem sınava
Var mı ki bakmışlığım?
İlle de ille
Komiteler,
Komiteler gibisi?
Oturmuş belletmenler
Bizi gözetler
N'olur çöz,
Sınav şimdi...

Her soru dert yuvası,
Beş şıklı
Beş aşamalı
Hafızamdan çalar
Bana gülerler,
İçim yakar, alaysı.
Her soru dert yuvası,
Bakarım bakarım olmaz.
En umutlu anda kalasım tutmuş.
Etme çöz,
Sınav şimdi...

Demedim mi

Tıbbı okuma demedim mi sana,
Seni yalnız şiir tanır demedim mi?
Demedim mi tıp okursan eğer içinde kalır yazmak?

Bir gün tıp okusan,
Okulda kalıp,
Yüz bin yık eğitim alsan,
Dönüp Neruda okuyacaksın demedim mi?

Demedim mi şu okuduğuna razı olma,
Demedim mi okuman gereken fakülte farklıdır asıl,
Seni sen yapan, edebiyattır asıl demedim mi?

Şiir bir deniz demedim mi  sana?
Sen bir balıksın demedim mi?
Demedim mi o kuru ezbere gitme sakın,
Senin ufkunu açan şiir demedim mi?

Her çalışan gibi tıp yazma demedim mi?
Demedim mi yazarsan yarım felçli kalırsın,
Seni hayatta tutan şiir demedim mi?

Demedim mi nefesin alırlar senin,
Demedim mi okul yorar seni.
Oysa senin varlığın şiir,
Ağzın şiir kokar senin demedim?

Stajların seni bozar demedim mi?
Terminoloji zor gelir demedim mi?
Hayat enerjini kaybedersin demedim mi?
İlhamını kaybedersin demedim mi?

Söyle bunları sana hep demedim mi?

Mevlana Celaleddin Rumi Hazretleri'nden özür dileyerek...

28 Kasım 2019 Perşembe

Her Şey Sende Gizli

Hastanın yoğunluğu kadar ağırsın,
Umudu aşıladığın kadar hafif...
Yaptığın empati kadar canlısın,
Hastanede geçmeyen yılların kadar genç...
Hastaya bakarsan iyisin,
Umursamadığın kadar kötü...
Ne kadar çok olursa olsun ufkun
Hastaya anlatamayabilirsin...
Öğrendiklerini kâr sayma:
Tecrübenin yettiği kadar anlarsın; ne kadar okursan oku
Tedavin kadardır bilgin...
Mutlu ettiğin kadar mutlusun.
Üzülme bil ki hekimliğin kadar güleceksin
Sakın bitti sanma okulu,
Okula şimdi başlayacaksın.
Güler yüzündedir hastalarının sana verdiği değer
Ve hastalarına değer verdiğin kadar insansın.
Bir bilgiyi saklayacaksan eğer;
Bırak sakladıkların hastanın mahremiyeti olsun.
Pozitif bilimdedir aradığın doğru bilgi,
Ve bilime sadık kaldığın kadar bilim insanısın.
Unutma sakin olduğun kadar sabırlısın,
Hastaya kükrediğin kadar sinirli.
Kendini doktor hissettiğin kadar doktorsun...
Bilgiyi hissettiğin kadar arif.
Kendine inandırdığın kadar güvenilir.
İşte tıp hayatı!
İşte budur hekimlik,
Bunu hatırladığın kadar yaparsın.
Bunu unuttuğunda baktığın her hasta kadar üşürsün
Ve hekimliğini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Hasta bakıldığı kadar özeldir,
Hastalık tedavi edildikçe sevimli,
Sen çözüm sunduğun kadar ordasın.
Ve her şeyi de öğrenemeyebilirsin,
Her daim oku,
Okuduklarınla gelişirsin...

23 Kasım 2019 Cumartesi

Ansızın

Ben tıp kazananlara tıbbı anlatıyorum 
Ben yıl uzatanlara tıbbı sevdiriyorum
Şiirler yazacağım, tıpta her yıl kaldıkça
Tıp Fakültesi okuyor, şiir yazıyorum 

Unutturmayacağım, tıbbı yaşatacağım
Tıp Fakültesi okuyor, şiir yazıyorum 
Her dönemde, her yerde ben tıbbı okudukça
Tıp evreninde tıbba şiir okutacağım 

Özdemir Asaf'tan özür dileyerek... 

22 Kasım 2019 Cuma

Tıp İsteyen Öğrencilere

Şu tıp fakültesi nedir! Var mı kampüste eşi?
En zeki çocukların yükleniyor dördü beşi,
-Kapıdan yol bularak geçmek için ön sıraya-
Kaçı defteriyle sarılmış ufak bir kenara.
Ne umutsuzca tehaşşüd ki akıllar kapalı!
Nerde -gösterdiği azmiyle- "bu:tıp okumalı!"
Dedirir - uykusuz gözlerle öğrenci kümesi,
Varsa gelmiş, içilmiş çayları yâhud kahvesi!

Uzatanlar, yeni gelen tüm tıpçı öğrenciler,
Dinliyor dersleri, tufan gibi mahşer mahşer.
Tenyaları anlatıyor da parazitoloji
Öncesinde gelmeli: mikrobiyoloji!
Konular başka,  lisanlar, içerik rengarenk;
Sade bir hadise var ortada; zorluklar denk.
Kimi hücre, kimi doku kimi bilmem ne belâ...
Hani, beyine de zulümdür bu istilâ!
Ah o ikinci sınıf yok mu, o mahlûk-i asîl,
Ne kadar gözdesi tıpçı varsa, hakkıyla sefîl,
Kustu anatomi aylarca durup tıpçısına;
Döktü içindeki zorluğu zulmedercesine.
Sorular çıkmasa hâlâ bize âfetti etüt...
Geçme kalma denilen, zorlu, anlamsız o büt.
Sınavda kalınsa da bulunur elbet sebep,
Öyle fazla ki: Eder her biri bir yüklü merkep.

Öteden üst dönemler sildiriyor âfâkı;
Beriden çömezler hatırlatıyor a'mâkı;
Soru şimşekleri hocadan gelip her siperin;
Sönüyor beyninin üstünde o öğrencinin.
Tekrarda olan ümitsiz gibi onlarca kalan,
Kalanların umudu yıktığı: yüzbinlerce an.
Gençliğinizi almakta, yaşlandırıyor bu yer;
O ne müthiş okuldur; savrulur öğrenciler...
Depresyon, anksiyete veyahut huzursuz bacak,
Giderler psikiyatristlere, sağnak sağnak.
Anlatıyor hoca olmuş akademisyenler,
Anlaşılmayan konular, alevden dersler.
Dolduruyor gereksiz, bağrı yanık sinelere,
Bağrı yanık sine sahibi öğrencilere.
Lablarda hep bırakacağını söyleyenler,
Okul uzatanlar bu tehdîde ancak güler!
Ne merhamet ister ne de kolaylık hocadan;
Durur mu kurtlar içinde kükreyen aslan?
Hangi kuvvettir onları edecek kahrına râm?
Çünkü umursamazlık o metin istihkâm.

Gelip geçicidir, fakültedeki seneler,
Hekim olmaya tevkif edemez bütler, finaller.
Bu gençlerdir doktorluğun ebedi serhaddi;
Dekan "Asli vazifendir, onu çiğnetme." dedi.
Doktorluk nesli.. Diyordum ya... Nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi görevini, çiğnetmeyecek.

Sarsılmış gövdesi, bir baksana, dağılmışlar...
Komite olmazsa, bu kadar çalışmaz başlar,
Yorulmuş sınavın ardından, uzanmış yatıyor,
Bir sınav uğruna, ya Rab kaç öğrenci kalıyor?
Ey tıp için yıllarını heder etmiş gençler!
Geçmişten gençliğin gelip öpse elini değer.
Ne saygınsın ki bilgin susturuyor milleti...
Aşret ağaları ancak, bu kadar şanlı idi!
Sana kısa gelmeyecek ömrü kimler yazsın?
"Sıkıştıralım altı yılı" desem sığmazsın.
Baraj baraj geçtiğin derslere yetmez o kitab
Seni ancak mezuniyet eder istiab.
"Tıp Fakültem" diyerek okulu diksen başına;
Ruhunun özünü duysan da eklesen aşına;
Sonra notlarını alsan da, ridâ namiyle,
Cahilliklerini örtsen bütün ecramiyle;
Guyton ve Ganong kitaplarını yapsan da taban,
Bir bütün fizyolojiyi ezberlesen oradan;
Ve Lippincott altında, biyokimyana,
Uzanırken, patolojiyi getirsen yanına,
Ordinalyüs gibi üç dalda otörlük yapsan;
Gündüz vaktinde konferanslarda ders yapsan;
Tüllenen geceyi, makaleyle sarsan yarana...
Yine bir şey okudum diyemezsin etrafına.

Sen ki, çabalarınla zorlayarak tüm azmini,
Türkiye'nin en zor denilen fakültesini,
Kazandığın gibi başarına ettin hayran...
Sen ki, çevreni sarmışken korku ve heyecan,
O sınav anını göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, öğrenci kartında yazar fakülte adın;
Sen ki, yıl uzatsan da bitireceksin.. Heyhat,
Sana uğramaz işsizlik, seni almaz bu feryat...

Ey şehit olmuş doktor, isteme benden makber,
Öldürüldükçe sen mezardır bu hastaneler.

Mehmet Akif Ersoy ve tüm şehitlerimizi saygıyla anıyor ve özür diliyorum... 

18 Kasım 2019 Pazartesi

Tıbbiyeli Türküsü

Soru bu, getirir sakin sakin eceli
Bir yanda ölen benim, öbür yanda tıbbiyeli
Zorlaştıran sorular, hep basamak basamak; Senin de alın yazın sorularda susamak.
Her şey sorulur, tanı, tedavi veya ölçüt;
Sınavlar çift; finalle geçmezsen, önünde büt.
Notlarla demetlenmiş, büyük, küçük, konular;
Şu çıkan föye bak, bu koca "tekstbok"a inat!
Fakat tıbbiyeli başka, notlar durmuyor üstünde,
Konular ezberlenmiş, kıvrımlaşmış beyninde.
Bakıyor,duruyor hep soruyu çözmek için.
Tıbbiyeli soruları çözemez niçin?
Rabbim isterse, tıp fakülteleri burulur,
Sırtına tıbbiyenin, tıp tarihi vurulur.
Eyvah eyvah tıbbiyelim, çalışmak mıdır bu yük?
Bu sınav zor, bu sınav zalim, bu sınav büyük!..

Ne ağır gençliktir başındaki, Tıbbiyeli:
Nasıl taşınır yıllar hepsi bin bir hileli?
Öğrenci sanıyordum mezuniyete hamal.
Hamallık ki, sonunda ne saygı var, ne de mal,
Yalnız acı stajlar, zehrini tıptan alan;
Ve ayrılık, sosyal hayattan, arkadaşlardan.
Şimdi çalış tıbbiyeli, çalışmak vakti ân;
Tembelliklerle geçmiş lise yıllarını an!
Hani eski dostlar ki, yanında geziyordu;
Hani bahçesinde bağırdığın lise yurdu?
Nerede şair tutkun, Hikmet Ran, Necip Fazıl;
Yanan aşk-ı hayalin, ne ara oldu atıl?
Yazıların nabzında atar mı Osmanlıca?
Bulur mu yazma aşkın o harfleri: Arapça!
Bütün bunlar sendedir, bu uçsuz düşünceler;
Tıbbiyeli, hayallere katran döktü dersler.

Tus sınavı yakın, çalış çalış Tıbbiyeli
Temel bilimde boşsun, klinikte çileli!

Sınav dört beş saat, sorular beşer seçenek;
Bir sınav ki, kalmaya ayarlanmış düzenek.
Geldi pratisyenlik, gitti okul yılları;
Siz, kronik tusçular, ne oldu tus yolları?
Nicelerini sallayan, sanki koca sarkıl!
Bu ifritten suallerin, cevabın bilmez akıl!
Tıbbiyeli, saf tıpçı, masum Anadolu'nun,
Divanesi ikimiz kaldık düşler yolunun!
Sen ve ben hayaliyle ıslanmış hamurdanız;
Kütüphanelerde, tusa çalışmaktayız.
Hayaller ve sorumlulukla yoğurmuş bizi kader;
Aldırma, böyle gelmiş, tıbbiye böyle gider!
Elbet bitecek, sefayı gösterecek takvim;
O güne kadar dertlerindir benim şiirim!

Yol senin, çile senin, gerisi hanımeli
Gece gündüz çalıştın, pes etme, Tıbbiyeli!..


29 Ekim 2019 Salı

Ben Hayatta En Çok Şiiri Sevdim

Hayatta ben en çok şiiri sevdim
Tıp fakültesini yeni kazanmış bir çocuk
Çarpık çalışmasıyla - ha kaldı, ha kalacak -
Nasıl özlerse edebiyatı derin
O şiirleri de ben öyle sevdim

Bilmezdim ki okuduğumuz dersi
Fizyoloji gibi gelirdi hep histoloji
Antoloji bakmama kızardı anatomici
Ordan incelerdim tüm şairleri
Öyle öyle sevdim şiiri

Sevinçten uçardım şiir yazınca
4'ü geçerse mısralar, okurdum sakince
Şiire bakmak ister insan, diğ'mi, kendince!
Lisedeyken yazmıştım ilk şiirimi
Ohh dedim, gökte hissettim kendimi

Bir bütün finale kalana değin
Düşünürken o şiirleri derin
Daha başka makale,araştırmalar için
Açıldı düşünceler ve hayallerim
Hayatta ben en çok şiiri sevdim.


Can Yücel'den özür dileyerek...

24 Ekim 2019 Perşembe

Dokuz Yıl Tıp

Tıp dokuz yıl, yolun fazlası eder.
Yine tam boşluğundayız ruhumuzun.
Sonradan gelen delikanlı gençler,
Stajlarda, yanımızdalar da bugün,
Bizden çok bilmiş havasına girer.

Yenice intörnler mi geldi ne var?
Arkadaşlarım mı bunca yeni yüz?
Ya tanımadığım mor scruplılar?
Yıllarca alt devrem bildiğim dostlar,
Neden böyle düşman görünürsünüz?

Zamanla nasıl değişiyor okul!
Hangi sınıfa baksam orda yokum.
Vakit yıpranmış mısın usul usul?
Sıralar yerinde ama ben orda yokum;
Yalandır okuduğum yüksek okul.

Tıptan uzak şeylerden ilk aşkımız;
Söylemesi bile yabancı gelir.
Okula beraber başladığımız,
Tusiyerler de ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor hüsranımız.

Fakültenin başka rengi de varmış!
Geç farkettim yaşın geç olduğunu.
Hoca seni boğar, nöbet yakarmış!
Her geçen yılın bir dert olduğunu,
Tıpçı intörnlük yapınca anlarmış.

Mavi mezun cübbesiyle törenler!
Her yıl biraz daha uzaklaştığım.
Ne dönüp duruyor havada kepler?
Nerden çıktı mezuniyet? Gelen kim?
Bu kaçıncı tören yine giden var?

Kaç kişi kaldı ki yolun başında.
Kazandım bitiremedim olacak.
Bitecek ama nasıl, kaç yaşında?
Bir ömürlük tıp okunmuş olacak,
Olursa diplomaya bakışımda.


Cahit Sıtkı Tarancı'dan özür dileyerek...

14 Ekim 2019 Pazartesi

Etme

Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun, etme 
Bir yıl daha uzatmamıza meylediyorsun, etme 

Sen sınav arefesinde niye çıkıyorsun hoca?
Hangimizi bırakmaya kastediyorsun, etme 

Çalma yıllarımızı, altıyı sekiz dokuza doğru 
Çalınmış yıllarımıza nazar ediyorsun, etme 

Tıpta hayat harap olmuş, alt üst olmuş senin için 
Tıbbı belki dokuz belki on yıl ediyorsun, etme 

Ey sınavı geç ve kal ortasında olan kişi 
Sen öğrenciyi bırakarak terk ediyorsun, etme 

Sen zor soracak olsan, finaller büt olur gamdan 
Bütlerde de kalmamızı mı kastediyorsun, etme 

Bizim bilgilerimiz kurur, sen zorlayacak olsan 
Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun, etme 

Öğrencinin bütü verecek gücü yoksa eğer, 
Kalan olursa ne diye hayret ediyorsun, etme 

Ey geçmenin ve kalmamanın anahtarı elinde olan kişi 
Bize geçmeyi öyle cehennem ediyorsun, etme 

Havuzunun içinde çıkmış zarar vermez bize
O havuzdan o çıkmışı sen yok ediyorsun, etme 

Bütü erteliyorsun, tatilimiz biter öyle 
Tatili de bozuyorsun,  sen mahvediyorsun, etme 

Notlara alışan gözüm,  tıp gençliğimin hırsızı 
Ey gençliğimi de alan, haksızlık ediyorsun, etme 

İsyan et şair ruhum, şiir yazacak an değil, 
Tıbbın yorgunluğuyla ne sarfediyorsun, etme 

Mevlana Celaleddin Rumi - Etme şiirinden esinlenerek yazılmıştır.. Hiç bir kötü niyet yoktur 

10 Ocak 2019 Perşembe

Elbet Biter Çile

Ey intörn! Staj yok, zor nöbetler
Acilde hastaların, git triaja bak
Gelen hastalar sarı seron ister
Ah! Senin yüzünden triaj dolacak
Ey intörn! Staj yok, zor nöbetler

Lakin sana karşı tüm hastalar
Ürkek ürkek bakar stajyer sana
Ey intörnüm sende bir hâl var
RES'te konversiyon düşer yatağa
Lakin sana karşı tüm hastalar

Bırak kaç... Kavgada kapıları çek
İntörn orada görünmemelisin
Tek söz dayak yemen için yetecek
Anla intörnüm hastanedesin
Bırak kaç... Kavgada kapıları çek

Elinde dosyalar paramedikçi
Kaşe çıkar sarı ceketlilere
Hep acelecidir, gitmektir derdi
Seni görmez bile asistan varsa
Elinde dosyalar paramedikçi

Tıp fakültesi için bu son aylar
Ve vardır mutlaka şafak sayanlar
Deskin ardında iş yapmayanlar
Yorgunluğuna bir derinlik katar
Tıp fakültesi için bu son aylar

Barkodlar, tanılar ve tedavilerin
Ama hastalar mucizeler ister
Bağırmasından bellidir hastanın
Asistan işine dönmeni ister
Barkodlar, tanılar ve tedavilerin

İstesen de hiç söz geçmez zamana
Gece on iki olsun gelir hastalar
Uykuda NST'ler girer rüyana
Bakma saatine sık sık bu kadar
İstesen de hiç söz geçmez zamana

Talihliysen gelmez hasta yakınları
Dolarlar her biri birer yanına
Kiminin içi boş kimi saygılı
Çoğu faydasız akrabalarına
Talihliysen gelmez hasta yakınları

Elbette bu tempo yoracak seni
Hayallerin silindi hayatında
Geçmişin doldurur bütün zihnini
Bitmek bilmez zaman yelkovan ucunda
Elbette bu tempo yoracak seni

Rahat rahat oturmak ancak evde
O da belki bir kaç saatliğine
Kimi zaman yorgun bazense zinde
Ah uyuyabilsen keşke deskinde
Rahat rahat oturmak ancak evde

Çaresiz çaresiz bakma intörnüm
Henüz görmemişsen yeni doğanı
Senin derdin, onlara bir terennüm
En acısını da nöbetçi söyler
Çaresiz çaresiz bakma intörnüm

İş gücüsün sen artık ucuzundan
Dinle ve kabul et bu kaderini
Anlamsız ve garip bu devlet borcu
Alacak senden on iki ayını
İş gücüsün sen artık ucuzundan

Lakayt kalma söylediklerime
Bu çilendir seni doktor yapacak
Sözlerime kulak ardısın ama
Bir sensin bu mesleği anlayacak
Lakayt kalma söylediklerime

Elinde karne hoca boyu imzalar
İntörnüm artık yaklaşıyorsun sona
Bir son ki ağlasan duymazlar
Bir son ki kapalı dosta düşmana
Elinde karne hoca boyu imzalar

Ey intörn! Staj yok, zor nöbetler
Acilde hastaların, git triaja bak
Gelen hastalar sarı seron ister
Ah! Senin yüzünden triaj dolacak
Ey intörn! Staj yok, zor nöbetler

Sezai Karakoç'dan özür diliyerek